10 Ocak 2009 Cumartesi     Sadece Haber Sitesi

HABER:  

  Görsel Eğitim Setleri, Eğitim Ürünleri, Bilgisayar Kitapları
  Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap   

   Ana Sayfa | Haber Arşivi | Video Haber | Sitene Haber Ekle | Site Haritası | İletişim  

KURLAR

ALIŞ

SATIŞ

 DOLAR :

1.54

1.55

 EURO :

2.11

2.13

 ÇOK OKUNANLAR

 İşte CHP'li Yeni İsimler
İşte CHP'li Yeni İsimler CHP Genel Başkanı Baykal, grup toplantısında konuşuyor. CHP Grubu bugün çok farklı bir görüntü sergiledi. Oldukça coşkulu başlayan toplantıda, Baykal'ın sözleri sık sık alkışlarla kesildi.

Baykal özetle şunları söyledi:

Toplumun çok değişik kesimlerinden insanların coşkuyla katılarak güçlendirdiği bu toplantıda hepinize hoşgeldiniz diyorum. Artık grup toplantımız anlam değiştirmeye başladı.

"Biz buradayız. Biz CHP'ye sahip çıkıyoruz, Türkiye'ye sahip çıkıyoruz" demeye geliyorlar. Türkiyede toplumsal, siyasal yaşantımız yeni bir dönüm noktasından geçiyor.

Bugün toplumumuzun değişik kesimlerinden, saygın, kendisini kabul ettirmiş çok değerli insanlar var, izninizle o arkadaşlarımı sizlere burada göstermek istiyorum. Konuşmaları Meclis yapısı nedeniyle şu anda konuşmalarına imkan yok, ama en azından yüzlerini göstermek istiyorum. Öncelikle partimize yeni katılımlar var. Onları takdim etmek istiyorum:

- İstanbul Ümraniye'deki Taşdelen Belediye Başkanımız Sipahi ve 11 belediye meclis üyesi. Oğlu Kaan Hüseyin beyi yalnız bırakmamış. Sapma sakın CHP'ye gideceksin demiş, oğlu buraya getirdi.

- Antakya Güzelburç Belediye Başkanı DP'den Behçet Şahutoğlu ve 6 belediye meclis üyesi

- Marmara Ereğlisi Belediye Başkanı DP'den İbrahim Uyan ve 11 belediye meclis üyesi

- Ankatya Akçalı Belediye Başkanı DP'den Ali Sabahoğlu ve 5 belediye meclis üyesi

- Ankara Temelli Belediye Başkanı AKP'li Alaattin Türkoğlu ve 3 belediye meclisi üyesi. Temelli AKP'den istifa ederek CHP'ye katıldı.

- Uşak Eşme Belediye Başkanı DSP'den Ahmet Yıldırım ve 6 belediye meclis üyesi

Hepsi çok kritik bir noktada hayati bir karar aldılar. Hepsini kutluyorum. Yine iki değerli aydınımızı, siyasetimizi, sanatçımızı sunmaktan gurur duyuyorum. Hiç sapmadan bütün yaşamları boyunca aynı doğrultuda mücadelelerini sürdürdüler. Eski Devlet Bakanı ve parti yönetcimiz Ercan Karakaş ve gene bütün Türkiye'nin sevdiği saydığı, eski milletvekilimiz ve halk ozanımız Arif Sağ...

Anadolu coğrafyasının 4 bir yerinde, mücadele etmiş. Muhalefetteki bir siyasi partiye, sorumluluğunu unutmadan, kimisi DSP'den kimisi DP'den, kimisi ANAVATAN'dan olmak üzere katılıyorlar.

EKONOMİK KRİZ

AKP Hükümeti krize karşı hala derli toplu bir program ortaya koyamadı. Kriz bize dokunmadı demiştir. Kriz dokunmuştur. Kriz tepe noktasını geride bıraktı, inişe geçti demiştir, kriz daha da ciddi bir aşamaya gitmektedir.

Sen özel bankalardan şikayet edeceksen, niye sattın kamu bankalarını. Böyle özelleştirmeci Başbakan bankaları nasıl ayırır. Damadının başında bulunduğu Sabah ve ATV'yi satmak için talimatla kamu bankalarına kredi verdirdin.

Dışardan para getireceğiz dedi. Her türlü af niteliğinde düzenlemiy yaptı. Ama ne var ortada bilmiyoruz. Dışardan ne geldi? Ne için çıktı.? Neye hizmet etti.?

BİZİM ÖNERİMİZİ İNGİLTERE UYGULADI

6 yıldır bürokrasinin altından girip üstünden çıkan, ne kadar tanıdığın varsa yerleştiren sen değil misin? Şimdi mi aklına geldi. Hala siyasi hesaplarla davranıyor olması, temel sorunlardan birisidir. Ne yapılması gerektiğiyle ilgili pek çok öneri ortaya atıldı. Yapılması gerekenler belli.

Krizin iki boyutu var. Üretim ve tüketim. Üretmenin şartları ağırlaştı, üretmek isteyen üretemiyor. Tüketmek isteyen de tüketemiyor. Önerilerimizden bir tanesini İngiltere uygulamaya koydu. KDV oranını düşürün kardeşim, düşürün. Yüzde 18'den yüzde 12'ye düşürün. İngiltere yaptı bunu.

EN YÜKSEK İŞÇİ ÇALIŞTIRMA ÜCRETİNİ TÜRKİYE ÖDÜYOR

Somut öneri diyor. Al sana somut öneri. KDV oranını indir. Yine üretimi teşvek etmek için çalışanlar üzerindeki prim ve stopaj yükünü derhal taşınabilir düzeye çekmek lazım. Dünyada en yüksek işçi çalıştırma vergisini Türkiye ödüyor. İndirmek lazım.

IMF ile anlaşma noktasına gelindi. Bu bile 6 yılın iyi yönetilmediğini gösteriyor. Çünkü yine IMF'ye mahkum olundu. Hani 6,5 yılda ayağa kalkmış, kişi başına gelir 10 bin doların üstüne çıkmıştı? Niye gidiyoruz şimdi? Yunanistan gidiyor mu? Gitmiyor. Çünkü 6,5 yıl iyi kullanılmadı, milleti aldattınız, ama şimdi aldatılamaz hale geldi.

TERÖR

Temel sorunlarımız daha da derinlik kazanmaya devam ediyor. Malesef geride bıraktığımız günlerde terör bizi çok derinden etkilemeye, sarsmaya devam etti. İktidarın terör karşısındaki yanlışları artarak devam etti.

CUMHURBAŞKANI TAKİYE YAPAR MI ?

Sayın Cumhurbaşkanı bir kabulde Güneydoğuanadolu'dan gelmiş bir heyeti kabulünden sonra yaptığı açıklamada diyor ki: Ben burada sizlere söyleyemeyeceğim bazı şeyleri de düşünüyorum. Sizlerin de düşündüğünüz bazı şeyleri bana söyleyemediğinizi biliyorum. Ben onlara da hak veriyorum.

Konuşan Cumhurbaşkanı. Diyor ki, "Dilimin altında bakla var çıkaramıyorum. Siz de bana söyleyemiyorsunuz, biliyorum". Türkiye'de Cumhurbaşkanı'nın söylemekten korkacağı, çekineceği hangi düşünce olabilir? Eğer çekiniyorsa, Anayasa'ya aykırı olur, halkın anlayışına aykırı olur, ama ben Türkiye'yi oraya taşıyacağım.. Cumhurbaşkanı'nda takiye olur mu arkadaşlar. Ülkemizin değerleri konusunda sen nerede duruyorsun o zaman ?

İMRALI

Arkasından bir İmralı tartışması çıktı. İmralı'da Öcalan'ın statüsü değişecek. Karar alınmış. Bu konuda hükümetin tavrı, hepimizde hayalkırıklığı yarattı. Bir hükümet infaz yasasında veya statüsünde değişiklik yapmak istemişse utanmadan, çekinmeden neyi ne için yapabileceğini söyleyebilmelidir.

KİMİ KANDIRIYORSUNUZ

Adalet Bakanı diyor ki "Oradaki güvenlik görevlilerinin barınmaları için inşaat ihalesi yapıyoruz. Madem ki bir inşaat ihalesine çıktık. Orada bir tek hükümlü kalıyor. Bu da çok oluyor. 5 tane veya 6 tane daha hükümlü kalsın dedik." Bu laflarla kimi kandırıyorsunuz.? Kimi aldatıyorsunuz.? Tecrite son vermenin altyapısını hazırlıyorlar. Önce tecrite son veriyor. Eğer öyle bir karar aldıysan, çık açıkça ben bu kararı aldım de. Ne ezik ezik konuşuyorsunuz.

İkinci nokta da şu. Buraya nasıl geldik? Hükümetin kendi takdiriyle mi geldik? Yoksa bir süreden beri yaşanan olaylar hükümeti böyle bir karar almaya mı zorladı? Hükümet kararları nasıl alıyor, bunu öğrenmek hakkımızdır. Bu tavır değişikliğinin altında, Anadolu'nun dört bir köşesinde sergilenen eylemler yatıyor. O eylemler hükümeti bu konuda bir tavır değişikliği içine soktu. Hükümet PKK'nın yönlendirdiği kitlesel eylemleri görerek, anlayışını değiştirme konumuna geldi. PKK hükümeti Öcalan'ın durumu ile ilgili tavır değişikliğine zorlamış ve başarmıştır.

Başından beri ne diyorduk? Halkı ve terörü ayıracaksın. Kürt kökenli insanlara tam sahip çıkacaksın. Onlara tüm hakları, saygınlığı tanıyacaksın. Onlara hiç tereddüt etmeden bu toplumun gerçek sahibi insanlar olarak yaklaşacaksın. Terörü ayıracaksın. Mahkum edeceksin. Terörle temasa geçmeyeceksin. Bugüne kadar ne yaptı hükümet? Terörle uzlaşmaya, temas kurmaya çalıştı.

Başbakan'ın pompalı tüfek vb sözleri görüyoruz ki terörle uzlaşma, teslimiyet aşamasını kamufule çabasıymış. Adalet Bakanı diyor ki, Öcalan bugünkü statüde tecrit durumda kalacak. Ama eğer o bizim düşündüğümüz şeyleri söylerse, o zaman bakarız. Yani Türkiye terörle müzakere masasına oturdu. Adalet Bakanı teklifini yaptı. Ne dedi? Biz inşaatı yapacağız, oraya mahkumları getireceğiz. Sonra sana bakacağız.

Peki teröristler ne diyecek? "Yarın daha yüksek bedeller tahsil etmek için, daha yüksek tehditler oluşturmalıyız." diye düşüneceklerdir. Bir yol açılmıştır.

Bu Türkiye'nin terörle neden mücadele edemediğini gösteriyor. Terörle uzlaşma var. Terörü doyurarak mücadele anlayışı var. Böyle bir saflık var, eğer saflıksa, arkasında bilinçli bir mücadele yoksa!..

Ne kadar acıdır ki bu haber Ankara'da şehit binbaşının cenazesini kaldırırken geldi. Bir yandan şehit binbaşının cenazesini kaldırıyoruz, bir yandan da İmralı'da inşaat haberini alıyoruz.

Bugün olmadı, gelecek haftanın da hakkını kullanalım. Süre yetmiyor. 10 dakika kalmış.

ÇARŞAF AÇILIMI

CHP'nin bir süre ince, İstanbul örgütümüzün partiye katılım konusundaki çalışmaları tartışılıyor. O törenle ilgili iki haftadır çok büyük bir tartışma yaşanıyor. Biz de dikkatle izliyoruz. Çok önemli tezler ortaya atıldı.Fevkalede yararlı bir tartışmayı hep beraber yaşıyoruz.

Ne olmuştur ? CHP İstanbul İl Örgütü'ne bazı vatandaşlarımız başvurmuş, demişlerdir ki "Biz AKP'nin gidişatından rahatsısız. Biz AKP'ye oy verdik, üye olduk. Ancak bu AKP'nin gidişinin çok zararlı olduğunu ve buna bir son vermeye bunun hesabını AKP'ye sormaya karar verdik" diyorlar. "Yalnız biz ailemiz, eşimiz, kızlarımız, Erzurum'dan göçmüş bir aile olarak, İstanbul'da örtülü bir yaşam içindeyiz. Kimimiz eşarplı, yemenimiz yazmalı, kimimiz türbanlı, çarşaflı. Biz böyle bir aileyiz. Bizi böyle kabul eder misiniz? Ben bu sözleri duyduğum zaman bir an bile iç dünyamda, vicdanımda tereddüt etmeden, yeni bir açılım düşüncesi içine girmeden, tamamen ahlaki, insanı bir şekilde "Elbette, hiç kuşku yok" deme gereğini duydum.

Değerli il başkanımız aramızda, kendisini selamlıyorum. Kendisi bu katılım törenini düzenledi, konuşmamı yaptıktan sonra, CHP'ye katılmak için kuyruğa girmiş insanları partiye kabul ettim.

Böyle bir noktada, sıra çarşaflıya geldiği zaman, bazı arkadaşlarım türban tamam da, çarşaf nereden çıkıyor diyorlar... Eğer ben çarşaflı birine hanımefendi kıyafetinizi değiştirin gelin deseydim, işte o zaman sosyal demokrasiyi içine sindirememiş, insanı duygulardan kopmuş olurdum. Gelen insanlar CHP'yi biliyorlar. Kendileri de o salonun üstüne "Laik Türkiye Cumhuriyet ve Türk Kürt kardeştir" diye yazmışlar. O insanlara ben "Hayır, sizin bu partide yeriniz yok" desem görevimi mi yapmış olacağım. Böyle bir şey var mı?

Bu olay. Büyük bir ahlaki tartışmayı tetikledi. Bu memleketin kadınlarının yüzde 70'i örtülüdür. Bunların büyük bir kısmı yemen, yazma, başörtülü.. Bir kısmı türbanlı.. Çok az bir kısmı da çarşaflı...

Peki CHP'nin kavgası çarşafla mı? Biz çarşafla mı kavga ediyoruz? Daha 15 yıl önce, 1993 yılında Bosna'da Müslüman kadınlara zulüm edildiğini öğrenince, yanıma yaşmaklı kadınları alarak, oradaki kadınlara, tecavüz edildiğini öğrendiğimi zaman, onları kurtarmak için oraya koştum.

Biz yemeniye, yazmaya karşı değiliz. Kim ne için kullanıyor? Bunu kullananların tamamına yakını bunu bir örf olarak, doğal bir biçimde kabul etmişler gelmişler.

Devam ediyor...

VATAN

Tarih : 25.11.2008

Etiketler : Siyaset, Politika, CHP, Deniz Baykal, CHP Grup Toplantısı,
Paylaş :  Google     Live     MySpace     Facebook     Delicious     Digg
  HABER YORUMLARI - ( 0 )
 

Bu haber için kayıtlı yorum bulunamadı ilk yorumu siz bırakabilirsiniz.

  Yorum Ekle
  Adınız Soyadınız :
  E-Posta Adresiniz :
  Başlık :
  Mesaj: